HERPES (UÇUK) ENFEKSİYONLARI

HERPES VİRÜSÜ, değişik enfeksiyonlara neden olan bir D.N.A. virüs grubundandır.

Bu gruptaki virüsler, vücuda epitel mukozasından girererek epitel hücreleri içinde çoğalırlar. Kısa süreli viremi yaparak (kan dolaşımına katılarak), sinir hücrelerine ve sinir köklerine yerleşir ve ömür boyu kalırlar. Stres ve korkudan kaynaklanan üzüntüler, ileri derecede yanıklar, egzama, travmalar, yüksek ateş, hormonal değişiklikler, güneş ışığı ve ultraviyole, uykusuzluk ve düzensiz beslenme, kansızlık v.b gibi vücut direncini düşüren etkenler nedeniyle tekrar aktif hale geçerler (rekürrent) ve tekrarlayan enfeksiyonlara neden olurlar.

Bu gruptaki virüslerin tüm tiplerinin doğal kaynağı (Hepatitit-B, Hepatit-C ve HIV’de olduğu gibi) insandır ve bulaşma, Herpes virüsü taşıyan kişilerle öpüşme, deri teması, sürtünme, cinsel ilişki, oral seks v.b gibi yakın temasla olur ve cilt yoluyla vücuda girer. Hayvanlardan, gıdalardan, yüzme havuzu v.b. yerlerden bulaşma olmaz.

Bu grupta başka enfeksiyonlara neden olan tipler de vardır ancak biz, Tip 1 ve Tip 2 virüslerinin oluşturduğu, her zaman hepimizde ve çok sık olarak rastlanabilen enfeksiyonlara değineceğiz.

HERPES VİRÜS TİP – 1

GINGIVOSTOMATIT (AĞIZ İÇİ UÇUĞU): Diş etleri ile ağız boşluğu mukozasında, yanak içinde ve damakta da bir arada oluşan iltihaptır. Kuluçka süresi 3 – 7 gün olup, dişeti kanaması ateş ve ağrıya neden olur. 1-5 mm. çapında ülserler oluşur ve 2 hafta içinde iyileşir.

 

HERPES LABIALIS (DUDAK UÇUĞU): Yüzde, en çok ağız çevresi ve dudaklarda görülen, içi sıvı dolu kabarcıklardır. Uçuk çıkmadan önce ağız kenarında yanma, kaşınma ve karıncalanma hissedilir, 6 -12 saat sonra içi su dolu kabarcıklar oluşur, kabuklanır ve 7-10 gün içinde iyileşir.

   

OKULER HERPES (GÖZ UÇUĞU): Göz kapakları ve korneasındaki enfeksiyondur. Genellikle tek göz etkilenir. Her iki gözde enfeksiyon görülme olasılığı allerjik bünyelilerde daha çoktur. Göz kapaklarındaki kaşıntı ve hassasiyetin ardından; şişlik, kızarıklık ve kabarcıklar oluşur ve bu zamanla kabuklanır. Bazen gözlerde kızarma ve akıntı (konjonktivit), görmede azalma, gözde batma, yaşarma, ağrı ile seyreden (keratit), görme bulanıklığı ve ağrı (üveyit) ve katarakt da oluşabilir.

Türkiye’de HSV Tip-1 enfeksiyonlarının görülme sıklığı, % 85-90’dır.

HERPES VİRÜS TİP – 2:

HERPES GENITALIS (GENİTAL BÖLGE UÇUĞU): Genital bölgede; penis, vulva, vajina, serviks ya da anüste görülür ve cinsel ilişkiyle bulaşır. Oral seks yapıldığında, ağız ve dudaklarda da enfeksiyon oluşabilir.

Genital herpes, penis ya da vajinada lezyon yoksa bulaşmaz. Vajinal, anal ya da oral yolla bulaş olan kişilerde, genital bölge ya da (oral yolla bulaşmışsa ) ağızda kaşıntı, kızarıklık, ağrı ve kabarcıklar oluşur ve kasıktaki lenf bezleri de şişebilir. Bu belirtiler, (bulaş olmasına rağmen) % 20 kişide görülmeyebilir de. Bu nedenle virüsü alan kişiler, enfekte olduklarının farkına dahi varmazlar. Alınan enfeksiyon, ancak yapılacak olan kan tahlilleri sonucunda belli olur. Genital lezyonlar (aynı dudaklarda oluşan uçuk lezyonları gibi) kalıcı değildir. Gerek tedavi sonrasında, gerekse kendiliğinden bir süre sonra yok olur ancak, yukarıda belirttiğimiz nedenlerle aynı yerde tekrar görülebilir.

Hamile kadınlar, genital herpes enfeksiyonunu hamile kalmadan önce aldılarsa, virüsün bebeğe geçme olasılığı çok düşüktür. Çünkü hamilelikten önce geçirilen ve tekrar eden (rekürrent) enfeksiyonlar nedeniyle annede oluşan IgG antikorları, plasenta (hamilelik boyunca anne ile bebek arasındaki besin alışverişini sağlayan organel) yoluyla çocuğa geçer ve büyük bir olasılıkla bebeği bu enfeksiyondan korur. Ancak, hamilelik esnasında, özellikle hamileliğin 34. Haftasından sonra alınan ve ilk kez geçirilen enfeksiyonların, ana rahmindeki bebeğe geçme olasılığı çok yüksektir. Doğum yapacak anneler, genital bölgelerinde uçuk lezyonu fark ederlerse ve yaptırdıkları kan testleriyle HSV Tip 2 enfeksiyonunu doğruladılarsa, bu durumunu doktora bildirilmelidirler. Yapılacak normal doğum, bebek enfeksiyonuna neden olacağı için, bebeğin doğum kanalıyla temasının önlenmesi ve doğumun sezaryenle yapılmasında fayda vardır.

Hamileliğinin son dönemlerinde Herpes enfeksiyonuna yakalanan annelerin yeni doğan çocuklarındaki Herpes enfeksiyonlarının % 45’i iyi seyirli olup, yeni doğanın göz, ağız çeperi ve derisinde lezyonlar oluşturur. % 30’unda merkezi sinir siteminde menenjit ve ensefaite ve % 25’inde de organlarda hasara neden olur. Bu son % 55’lik riskli grubun % 30’unda ölüm ve kalan % 70’in yarısında da kalıcı hasarlar oluşur.

KORUNMA:

Diğer cinsel yola bulaşan; HIV, Frengi, Hepatitler v.b hastalıklardaki korunma yöntemleriyle aynıdır. (Konulara bakınız.)

HIV ve Hepatit-C enfeksiyonlarında olduğu gibi, koruyucu olarak aşısı halen geliştirilememiştir.

Kesin tedaviler yoktur ancak bazı antiviral ilaçlar, oluşan lezyonların iyileşme sürelerini kısaltabilir ve enfeksiyonun tekrarlama sıklığını azaltabilir ancak virüsü vücuttan atamaz.

Dudak herpeslerinden korunmak için başkalarının rujunu kullanmamanızı öneririm.

Lezyonların olduğu dönemde, lezyona el temaslarınızdan sonra ellerinizi sabunla yıkamanız, lezyonları ve ellerinizi kağıt havluyla kurulamanız en iyi mekanik korunma yöntemidir.

Bağışıklık sistemini güçlendirecek aktiviteler, spor ve egzersiz, iyi beslenme ve istirahat, alkolden uzak durma ve stresten  uzaklaşabilme de en iyi korunma yöntemleridir.

Türkiye’de HSV Tip-2 enfeksiyonlarının görülme sıklığı, % 20 olarak tahmin edilmektedir.

Bir cevap yazın

Göndermeden önce aşağıdaki sorunun cevabını yazın: * Zaman doldu, lütfen aşağıya tekrar bir değer giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.