Tahlilleriniz İçin İzmir'deki Güvenilir Adresiniz
Bizi Arayın: 0(232) 464 2207

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ (Kene ısırması)

Yaz mevsimi ile birlikte yazlık giysileri kullanmaya başlamanın, plajlara gitmenin ve piknik yapmanın arttığı ortamda, özellikle kırsal alanlarda vücudumuzun açık kalan kısımları sizler ve yakınlarınız için tehlike arzediyor. Bu tehlikenin adı; keneler aracılığıyla taşınan, zoonoz olan, Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs’lerle insanlara geçen hayvan kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı (KKKA)’dır. Hastalık; hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmekte ancak çoğu hayvanda asemptomatik (belirtisiz) olarak seyretmektedir. İnsanlarda da belirtili veya belirtisiz olarak tek tük (sporadik) veya salgınlar (epidemi) şeklinde görülmektedir. Son on yıldır Türkiye’de de görülen hastalık, son 2 yılda ciddi ölümlere yol açmaktadır. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen memleketimizde son 5 senedir 250’nin üzerinde ölüm ve yüzlerce kene ısırma olgusu görülmektedir.

Daha çok kırsal bölgelerde görülen hastalık, çoğumuz için yabancı. Kenelerin insan vücuduna aktardığı bir virüsün yol açtığı hastalığı yakından tanıtmakta fayda görüyorum. Bu nedenle aşağıdaki yazıyı okumanızı ve bu konuda bilgilenmenizi ve yakınlarınızı da uyarmanızı öneririm.

Keneler Nasıl Tanınır ve Nerelerde Bulunur?

Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan, 1/2 – 3 cm. büyüklüğünde, küçük ve oval şekilde, 6 – 8 bacaklı, uçamayan ve sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanını emerek beslenirler ve hastalıkları bu şekilde insana bulaştırırlar. Ülkemiz, kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, sığır, koyun, keçi gibi evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları), yabani tavşan ve tilki gibi av hayvanlarına kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur. Memleketimize de genellikle Güney Afrika’dan yazın konaklamak amacıyla gelen göçmen kuşlar aracılığı ile geldiği ve hastalığa neden olduğu düşünülmektedir.

Kene


½ cm ile 3 cm. Büyüklüğündedir.

Keneler aracılığıyla insanlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı genellikle yaz mevsiminde ve çoğunlukla da kırsal bölgelerde görülür. Sahil şeridinden de rapor edilen olgular vardır. Hastalık birdenbire ortaya çıkar ve enfekte ettiği insanların çoğu kez ölümüne neden olur. Türkiye’de ilk kez 2002’de görülen hastalık, her sene özellikle yaz aylarında alarm vermektedir. Son senelerde Kastamonu, Yozgat, Sivas ve Tokat’ta birçok vatandaşımızın bu hastalık nedeniyle ölmesi, Sağlık ile Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarını harekete geçirmiş ve halka önlemler alması için broşürler dağıtılarak hastalık konusunda aydınlatıcı tanıtımlar yapılmıştır. Gerek yazılı ve gerekse görsel medya aracılığı ile yapılan uyarılarla da hastalığın gelişimi ve yayılması engellenmeye çalışılmaktadır. Bu hastalık ilk kez 1944-1945 yıllarının yaz aylarında Batı Kırım steplerinde ürün toplamaya yardımcı olan Rus askerlerine musallat olmuş ve 1956’da da Kongo’da görülmüştür. Bu nedenle de dünya tıp literatürüne Kırım Kongo Kanamalı Ateşi adıyla geçmiştir.

Kimler Risk Altındadır?

Hastalık genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar ancak, aşağıda belirttiğim kişiler de risk altındadırlar.


  • Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar,
  • Veterinerler,
  • Kasaplar,
  • Mezbaha çalışanları,
  • Sağlık personeli,
  • Askerler,
  • Korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar ve
  • Piknik yapanlar.

Bulaş Nasıl Olur?

Henüz erginleşmemiş Hylomma cinsi keneler, küçük omurgalılardan kan emerken, virüsleri de alırlar. Gelişme evrelerini tamamlarken, bu virüsleri de muhafaza ederler ve ergin kene haline geldiklerinde hayvanlardan ve insanlardan kan emerken, bu virüsleri bulaştırarak hastalığa neden olurlar.

İki Haftada Öldürüyor…

KKKA, hayvanlarda çoğunlukla belirtisiz seyreder ancak insanlarda öldürücü olabilir. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrıları, kırgınlık, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikayetlerle devam eder. Bunlara daha sonra vücudun değişik yerlerinde görülen kanamalar eşlik eder. Kanımızın 1mm3’ünde sayıları 200.000 – 400.000 arasında olan ve kanamayı önleyici görevleri üstlenen trombosit hücreleri bulunmaktadır. Kenelerin ısırmasıyla vücuda giren virüs, trombositlerin sayısını zamanla azaltır ve bu azalma nedeniyle de damarlarda dejenerasyonlar (hasar’lar) oluşur. Damarlarda oluşan bu hasarlar, kanamalara neden olur. Bu kanamalar; diş eti, burun, kulak kanaması gibi dış kanamalar olarak görülebildiği gibi, vücudun birçok yerinde morarmalar oluşturarak iç kanama şeklinde de görülebilir.

Hastalık belirtileri, kene tarafından ısırılan kişiye virüsün geçmesinden genellikle 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre, en fazla 9 gün olabilir. Hastalığa yakalananların hemen hastaneye yatırılması ve müşahade altına alınmasında büyük yarar vardır. Ölüm; karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeniyle olur. Iki haftada kaybedilmeyen hastalar, KKKA’ya karşı ömür boyu bağışıklık kazanır.

Türkiye’de Yayılıyor…

Dünyada daha önceleri gündemde olmadığından ve bu nedenle de atlandığından, Türkiye’de geçmişe dönük bir bulgudan bahsedilmemektedir. Ancak; KKKA’nın tüm dünyada son 5-6 senedir salgınlar göstermesi, Türkiye’de de hastalığın önemsenmesine ve (dolayısıyla) teşhisine neden olmuş ve dolayısıyla da ilk olarak yedi yıl önce görüldüğü rapor edilmiştir. Tokat’taki bir vakanın ardından Gümüşhane, Sivas gibi illerden de benzer bildirimlerin gelmesi Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirmiştir. Hastalığın etkeni, bulaşma yolları, kliniği ve seyrine ilişkin bilgiler tıp fakültesi eğitim kitaplarımızda çok az yer aldığından ve fakültelerimizde konunun üzerine yeterince eğinilmediğinden, hastalığın ülkemizde ilk defa görülmesi, teşhisini zorlaştırmıştır. Kenelerden geçen bir virüsün hastalığa neden olduğu, ancak kan örneklerinin Fransa’ya gönderilmesiyle, anlaşılabilmiştir. Ardından, Sağlık Bakanlığı’nın, bünyesinde oluşturduğu bir komisyon, hastalığın görüldüğü illeri taramış ve sonuçta, virüsün Hyalomma türü bir kene tarafından bulaştırıldığı ve virüsün ülkemizde de çok yaygın olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmalardan sonra da 2004’te Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü devreye girmiştir.

Türkiye’de bugüne kadar 3000’in üzerinde KKKA vakası tespit edilirken, Kastamonu, Sivas ve Tokat’taki son olaylarla birlikte toplam 250’nin üzerinde kişi hayatını kaybetmiştir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2002-2003’te 150 vaka 6 ölüm, 2004’te 249 vaka 13 ölüm, 2005’te 266 vaka 13 ölüm, 2006’da 488 vaka ve 27 ölüm, 2007’de 717 vaka, 33 ölüm, 2008’de 1315 vaka ve 135 ölüm ve 2009 Yılı’nın ilk 5 ayında; 25 ölüm vakası olmak üzere, 2002’den 2009’a kadar 3000’in üzerinde vaka ve 250’nin üzerinde ölüm gerçekleşmiştir. Tokat, Sivas ve Çorum başta olmak üzere 22 il, hastalık yönünden riskli yerler olarak tespit edilmiştir

Tedavisi Mümkün Değil…

KKKA’nın bugün için tedavisi olmadığı gibi, kontrolü için de dünyada kabul görmüş standard bir uygulama yoktur. Korunmada kişisel önlemlerin büyük önemi vardır. Memleketimizde bugün, hastaların uygun şartlara sahip hastane takiplerinin yapılması ve destek tedavisinin sağlanması için gerekli olanaklar sağlanmıştır.

Türkiye’de hastalığı önlenebilmesi için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ilaç göndermektedir. Ancak gönderilen ve etkili olduğu söylenen ilaçlar, memleketimizdeki ölümleri engelleyememektedir. Bu nedenle hastalık ülkemiz açısından hala önemli bir sorundur ve bu sorunun çözümlenebilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları halen devam etmektedir. Kene kırsalda yaşayan ve orman bitki örtüsünün içine yerleşebilen bir hayvan olduğu için, doğadaki keneyi yok etmemiz ve kökünü kazımamız olası değildir. Bir kene, bir mevsimde 5-7 bin arası yumurta üretir ve virüsü bu yumurtalarına geçirerek virüsün ve dolayısıyla hastalığın yayılmasında etkili olur. Bu nedenle hastalığın önlenebilmesi için öncelikle kene sayısını en aza indirmemiz gerekir.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nasıl Kontrol Edilir ve Nasıl Korunulur?

Hastalığın bulaşmasında keneler önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur.

  1. Insanlar kenelerden uzak tutulabilirse bulaş önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir.
  2. Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı, gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı bu gibi alanlara çıplak ayak ya da giysiler ile gidilmemelidir.
  3. Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçlı gidildiğinde, pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve lastik çizme giyilmelidir.
  4. Görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.
  5. Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilinir. Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.
  6. Haşere kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir
  7. Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene yönünden kontrol edilmelidir.
  8. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur. (detaylı bilgi için http:/kidshealth.org/parent/general/body/tick_removal.html)
  9. Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.

Keneyi Elle Öldürmeyin…

Hastalığı “en az”a indirebilmemiz için öncelikle kenelerle mücadele edilmeli ve hayvanlar kenelere karşı ilaçlanmalıdır. Kedi ve köpek gibi evcil hayvanlara KENE TASMASI takılmalıdır.

Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli, patlatılmamalıdır.

Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı vb.) dökülmemelidir. Çünkü bu kimyasal maddeler kenelerin kusmasına sebep olduğundan kusmuktaki virüsler, kenenin kan emmek için ısırdığı yerden vücuda girebilirler. Eğer gideceğiniz hastane uzaksa, hastaneye gidene kadar, vücudunuzu ısıran kenenin üzerini margarin yağıyla kaplayın. Böylece kenenin nefes almasını önler, ölmesini sağlarsınız.

Ev hayvanlarınızdaki keneleri temizlemek için, asetonla ıslattığınız bir pamuk parçasını, hayvanınızın üstündeki kenenin üzerine 5 – 10 dakika bastırın. Ölen keneyi aynı pamukla rahatlıkla çekip çıkarın.

Bir cevap yazın

Göndermeden önce aşağıdaki sorunun cevabını yazın: * Zaman doldu, lütfen aşağıya tekrar bir değer giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.