Tahlilleriniz İçin İzmir'deki Güvenilir Adresiniz
Bizi Arayın: 0(232) 464 2207

MYCOPLASMA ve UREAPLASMA

 

Mycoplasma ve Ureaplasma doğada bulunan ve diğer mikroorganizmalardan farklı olarak  hücre duvarı içermeyen minicanlılardır. Bu özellikleri nedeniyle etkileri genellikle hücre duvarı üzerinde olan pek çok antibiyotiğe karşı dirençlidirler. Yine aynı özellikler nedeni ile normal besiyerinde üremeyip, tanıları için zenginleştirilmiş özel besiyerleri  kullanılması gerekmektedir.

Birçok türü olmakla birlikte sadece 3 tanesi insanlar için özel önem taşır. Bunlar Mycoplasma pneumoniae  (bknz. Zatürre etkeni) ile,  insanlarda sıklıkla üreme organlarında enfeksiyona neden olan  ve genital mycoplazmalar olarak isimlendirilen Mycoplasma hominis ve Ureaplasma urealyticum‘dur.

Mycoplasmalar hem erkekte hem de kadında yalnız genital enfeksiyonlara  değil, aşağıdaki enfeksiyonlara da neden olabilirler.

  • Pelvisin iltihabi hastalıkları
  • Cerrahi yara enfeksiyonları,
  • Urethrit: İdrar yolu enfeksiyonları,
  • Endometrit: Rahim içi zarı olan “endometrium” dokusunun iltihabı,
  • Koriyoamniyonit: Hamilelikte plasenta zarlarının iltihabı,
  • Artrit : Eklem iltihapları (Kan yoluyla yerleşebilirler),
  • Pyelonefrit: Böbrek iltihabı,
  • Yenidoğanda zatüre  (pneumonia) ve menenjit.
Enfeksiyon, doğum sırasında anneden kapılabilir ancak  bebeklerde bu enfeksiyonun kalıcı olma olasılığı çok azdır. Asıl kolonizasyon (mikroorganizmanın konakçı dokusuna veya diğer yüzeylere tutunduktan sonra çoğalması), kişi cinsel yönden aktif hale gelince başlar.

Laboratuvarımızda yaptığımız çalışmalarda, cinsel yönden aktif ancak herhangi bir yakınması olmayan yabancı uyruklu kadınların %60-70’inde, kadınlarımızın ise % 15 – 25’inde Ureaplasma urealyticum izole edilmiştir. Yine cinsel yönden aktif ve yakınması olmayan kadınların % 10 -15’inde ise M.hominis üretilmiştir. Enfeksiyon ve kolonizasyonun görülme sıklığı erkeklerde daha düşüktür.

İnsanlarda Mycoplasma ve Ureaplasma enfeksiyonları, genellikle taşıyıcılar arasında olan direkt temas ile bulaşır. Bu nedenle cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık olarak kabul edilir. Genital, anal ya da oral temas bu mikroorganizmaların bulaşmasında en sık karşılaşılan yoldur. Diğer bir bulaşma yolu ise hamilelik ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiştir.  Az da olsa  bağışıklığı düşük olan bazı yenidoğan bebeklerde doğumsal zatürre, menenjit ve hatta ölüme yol açabilecek bakteremi (bakterinin kana karışıp çoğalması) oluşabilir, ancak  bebeklerde bu enfeksiyonun kalıcı olma olasılığı çok azdır.

Mycoplasma ve Ureaplasma enfeksiyonları çoğunlukla bulgu vermezler. Çoğu zaman herhangi bir yakınmaya neden olmazlar ve yalnızca alınan kültürlerde üretilebilirler.

Her iki organizma, erkeklerde, üretra enfeksiyonlarına, eklemlerde şişme ve ağrıya neden olur ve sperm sayı ve hareketini bozarak çocuk sahibi olmayı da güçleştirebilir.

Mycoplasma’lar kadınlarda cinsel ilişki esnasında acı hissine (dyspareunia),  idrar yaparken yanma ve akıntıya,  vajinal kaşıntıya ve akıntıya, kasık ağrısına, gebe kalamamaya (infertilite) ve gebelikte plasenta ve amniyon zarında oluşabilecek enfeksiyon nedeniyle  bebek kayıplarına (düşükler ve erken doğuma) ve sezaryen sonrasında da yara yeri enfeksiyonuna neden olabilirler.

Böbrek ve idrar yolu enfeksiyonlarından genellikle aerop (oksijen olan ortamda üreyen) bakteriler  sorumlu tutulurlar. Ancak yapılan araştırmalarda,  Mycoplasmaların, az da olsa (% 5 – 7 ) idrar yolu enfeksiyonlarının nedeni olduğu saptanmıştır.

Kolonizasyon yapan Mycoplasma’lar, bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda, kan yolu ile vücudun başka organlarına ulaşarak  eklemlerde ve solunum sisteminde enfeksiyona neden olabilirler.

Mycoplasma ve Ureaplasma’ların kısırlığa neden olup olmadıkları konusu halen tartışılmaktadır. Direkt olarak neden olmasalar bile örneğin pelvis iltihabından  sonra sekel (hastalık kalıntısı) olarak kısırlık ortaya çıkabilir.

Mycoplasma ve Ureaplasma enfeksiyonlarının kesin tanısı  alınan kültür ile konur.

Vajinal akıntısı, infertilite ya da tekrarlayan gebelik kayıpları, kronik pelvis ağrısı olan kadınlarda bu mikroorganizmalara yönelik kültürler mutlaka yapılmalıdır.

Mycoplasma ve Ureaplasma enfeksiyonlarının tedavisi, yapılması zorunlu olan kültür ve antibiyogram testleri ile saptanan antibiyotiklerle yapılmalıdır. Mycoplasma’larda hücre duvarı olmadığı için rastgele verilen ve hücre duvarına etki ederek (Penisilin ya da Sefalosporinler gibi sıkça kullanılan) mikropların yok olmasına neden olan antibiyotikler, bu mikroorganizmalar üzerinde etkili değildir.

1 ya da 2 haftalık tedaviden 3 – 4 gün sonra mutlaka yeniden kültür alınmalı ve  enfeksiyonun geçip geçmediği kontrol edilmelidir.  Uygulanan antibiyotik tedavisi eşe (cinsel partnere) de uygulanmalıdır. Enfeksiyon devam ediyorsa ikinci bir kür uygulanmalıdır.

Mycoplasma enfeksiyonlarından korunabilmek için; homoseksüel ve tüm şüpheli ilişkiden kaçınılması ve uzun dönemli, monogamik (tek eşli) cinsel ilişkilerin tercih edilmesi önerilir. Erkeklerde ve kadınlarda kondom kullanımı, bakterinin bulaşma riskini yok etmemekle beraber, önemli ölçüde azaltır.  Ayrıca belirli semptomlar gözlenmese de bireyin mikroorganizmayı taşıyabildiği unutulmamalıdır.

 

 

Bir Cevap Yazın

Göndermeden önce aşağıdaki sorunun cevabını yazın: * Zaman doldu, lütfen aşağıya tekrar bir değer giriniz.