Tahlilleriniz İçin İzmir'deki Güvenilir Adresiniz
Bizi Arayın: 0(232) 464 2207

Şeker Hastalığı

Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı):

şeker hastalığıİnsülin yapımındaki yetersizlik veya yapılan insülinin etkisini engelleyen faktörlerin varlığına bağlı olarak ortaya çıkan bir sendromdur. İnsülin, pankreasta üretilen ve şekerin hücrelere girmesini sağlayan bir hormondur. İnsülin yetersizliği veya etkisizliği, bir yandan hücrelerin şekeri enerji kaynağı olarak kullanmasını engeller, diğer yandan da kan şekerinin yükselmesine (hiperglisemi) neden olur. Bu durumda, hücreler enerji gereksinimlerini başka yollardan karşılamaya başlarlar. Bu esnada oluşan metabolik artıklar ve yüksek kan şekerinin doku proteinleri ile birleşmesi, hastalığın yol açtığı bir çok bozukluklardan sorumlu tutulmaktadır.

Diabet Tipleri:

Nedenleri ve başlangıç zamanına göre şeker hastalığı başlıca iki tipe ayrılır: Tip I Diabet, çok genç yaşlarda başlar. Bu tipte, pankreasta üretilen insülin miktarı çok düşüktür veya üretim tamamen durmuştur. İnsülinsiz kontrolü mümkün değildir.Tip II Diabet, yetişkin yaşlarda başlar. Burada insülin üretiminin eksikliğinden ziyade, üretilen insülin gerektiği şekilde etki gösterememektedir. Dikkatli bir diyet ve sporla kontrol edilebilir.

Ayrıca yatkınlığı olan kişilerde, gebelikte üretilen bazı hormonlara ve metabolik yükteki artışa bağlı olarak gebelik sırasında ortaya çıkan ve gestasyonel (gebelik) diabet adı verilen bir diabet çeşidi daha vardır. Bu tip diabette, kan şekeri hamilelik sonrasında genellikle normale döner. Ancak bu kişilerin yaklaşık % 40’ında, sonraki 15 yıl içerisinde Tip II diabet gelişir.

Şeker Hastalığı Tanısı Koyabilmek İçin:

  • Herhangi bir zamanda ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl’nin üzerinde olması (hastada çok yeme, çok su içme ve çok idrar yapma gibi diabetin klasik semptomları görülsün veya görülmesin), veya;
  • İki değişik zamanda ölçülen açlık kan şekerinin 140 mg/dl’nin üzerinde bulunması, veya;
  • Şüpheli durumlarda yapılan şeker yükleme testi sonucunda, ikinci saatte alınan kan örneğinde ya da test esnasında diğer örneklerden herhangi birinde kan şekerinin 200 mg/dl’nin üzerinde olması gerekir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde beş milyon kişinin diabetli olduğu biliniyorken, bir o kadar kişinin de tanısı konmamış diabeti olduğu tahmin edilmektedir. Bu derece sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, genellikle tanısının konması gecikmektedir. Bu nedenle şeker hastalarının büyük bir kısmında uzun süreli kan şekeri yüksekliğine bağlı olarak, zararlar (komplikasyonlar) ortaya çıkmaktadır. Bu zararlar, yaşam süresi ve kalitesini etkilediğinden, riskli bireylerin (şişmanlar ve ailesinde şeker hastalığı olanlar) taranarak, hastalığın erkenden teşhisi ve hastaların sıkı bir şekilde takibi büyük önem taşımaktadır.

ŞEKER HASTASI İSENİZ VE DİABET KOMPLİKASYONLARINDAN KORUNMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN AŞAĞIDAKİ ÖNERİLERİ DİKKATLE OKUYUNUZ!

  • Hekiminizin diyet, egzersiz ve ilaç önerilerini aynen uygulayın.
  • Kan şekeri düzeyinizi düzenli olarak ölçün veya ölçtürün ve kaydedin.
  • Sigara içiyorsanız bırakın.
  • Diyabetin uzun dönemde ortaya çıkan komplikasyonları konusunda mümkün olduğunca fazlaca bilgi edinin.
  • Sık sık tansiyonunuzu kontrol edin; yüksekse düşürmek için ne yapmanız gerektiğini öğrenin ve verilen tedaviyi aynen uygulayın.
  • Her yıl tam bir göz muayenesinden geçin.
  • Böbrek bozukluklarına ilişkin kan ve idrar tetkiklerinizi mutlaka yaptırın. Sonuçların ne anlama geldiğini, böbreklerinizi korumak için neler yapmanız gerektiğini öğrenin.
  • Kan yağlarınızı ölçtürün, yüksekse nasıl düşürüleceğini öğrenin ve verilen diyet, egzersiz ve tedaviyi aynen uygulayın.
  • Sinir hasarına ait yakınmalar (el ve ayaklarda karıncalanma ve yanma hissi, his azalması gibi) varsa, doktorunuza mutlak söyleyin.
  • Ayaklarınızı ve derinizi her gün kontrol edin. Herhangi bir sorun varsa, hemen tedavi edilmesini sağlayın.
  • Gebe iseniz veya gebe kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuzu görün. Kan şekerinizin gebelik öncesinde ve sırasında normale yakın değerlerde devam ettirilmesi hem sizin, hem de bebeğinizin karşılaşabileceği riskleri azaltır

Şeker Hastalığının Kontrolü:

diabetes-şeker hastalığıHarvard Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü’nün 65,000 kadın üzerinde yaptığı araştırma; fazla şeker ve az lifli gıda alan kadınların şeker hastalığı riskinin, bu gıdaları az alanlara göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Kola gibi içeceklerin, beyaz ekmek, pirinç ve patatesli gıdaların da şeker riskini fazlalaştırdığı bilinmektedir. Kilosu normalden %20, %30 fazla olanlann insuline bağlı olmayan şeker hastalığı riski de fazlalaşır. Dengeli beslenme ve spor yaparak 8-9 kilo kaybetmek kandaki glikoz oranını normale yakın muhafaza etmeye yardımcı olabilmektedir.

Şeker hastalığı (diabetes mellitus), vücudun şeker oranının kontrolden çıkması olarak adlandırılabilir. Daha az görülen ( diabetes insipidus) hormon dengesizliğinin böbrekler üstündeki etkisidir. Her iki şekildeki şeker hastalığının da ana arazı kandaki şeker miktarının normalin üstüne çıkmasıdır.

Şeker hastalığı, insülinin kandan ayrılıp hücrelere taşınamamasından kaynaklanır. Vücut insulin yapmağa devam ederken, bazı nedenlerden dolayı, hücreler insülini almadığından yeterli miktardaki glikoz da dokulara ulaşamamaktadır.Bu nedenle glikoz kanda toplanıp fazlalaşmağa başlar. Kontrol altına alınmazsa kalp hastalığı, böbrek fonksiyonlarında bozukluk ya da katarakt gibi çok ciddi sağlık sorunları oluşabilir.

Önlemler:

  • Diyet… Harvard Üniversitesi’nin yaptığı en son araştırmalar, alınan besinlerdeki şeker oranını azaltmak ve lifli yiyecekleri fazla yemek bu hastalığın riskini azalttığını göstermiştir. Ayrıca sebze, meyve ve hububat şeker hastalığının oluşmasının önlenmesinde etkili gıdalardır. Nişastalı gıdalar ( ekmek, patates, pasta ve tatlı çeşitleri) ise kandaki glikoz miktarını fazlalaştırır. Bunun neticesinde de şeker hastalığı oluşabilir.
  • Spor… (aktivite) Herhangi bir spor çeşitini devamlı yapmak şeker riskini azalttığı gibi fazla kiloları atmakta da yardımcı olmaktadır. Bunların yanısıra kalp hastalığı riskini azaltmakta, kanser riskini azaltmakta, kan dolaşımını düzenlemekte, ve adale sağlığına yardımcı olmaktadır.
  • Besine destek gıdalar… Dengeli beslenmenin yanısıra bazı vitamin ve minarellerin de şeker hastalığını engellemeye yardımcı olduğu bulunmuştur.

Örneğin;

Chromium: Bu mineral insülinin kandaki şeker düzeyini kontrol etmektedir ve hastalığı önlemektededir.

Zinc (çinko): Eksikliği, şeker hastalığı riskini arttırır. Çinko, vücuttaki insülin metobolizmasında en önemli rol oynayan mineraldir.

E ve C vitaminleri oksidasyonu engelleyerek şeker hastalığı riskini de azaltırlar. E vitamini şeker oranını azaltır, C vitamini de şeker oranını düzenlemekte etkilidirler.Magnezyum: Yaşlılarda glikoz toleransını dengeler.

LABORATUVARIMIZDA ŞEKER HASTALIĞI TANISI VE TAKİBİNE YÖNELİK YAPILAN TESTLER:

KANDA ÇALIŞILAN TESTLER:

  • Açlık kan şekeri ölçümü: Bir gecelik açlık sonrasında yapılır. Açlık süresinin tam 12 saat olması önerilir.
  • Tokluk kan şekeri ölçümü: Yemeği takiben 2 saat sonra alınan kan örneğinden yapılır.
  • Glikoz tolerans (yükleme) testi: Açlık kan şekeri ölçümleri ile tanı konulamayan durumlarda yapılır. Hastadan açlık kan şekeri için kan örneği alındıktan sonra uygun miktarda (l,75 g/kg) glikoz çözeltisi içirilir. Bunu izleyen 30., 60., 90. ve 120. dakikalarda alınan kan ve idrar örneklerinden şeker ölçümü yapılır.
  • Hemoglobin Alc (HbAIc) ve glukohemoglobin ölçümleri: Hemoglobin alyuvarlarda bulunan ve oksijen taşınmasından sorumlu olan moleküldür. HbAIc, kanda artmış konsantrasyonlarda bulunan glikozun hemoglobin molekülüne bağlanması sonucunda meydana gelir. Alyuvarlar ortalama 120 günlük yaşam süresine sahip oldukları için HbAIc ölçümleri kan şekerinin son üç ay içindeki düzeyi hakkında bilgi verir.
  • Fruktozamin ölçümü: Glikoz, hemoglobin dışındaki bazı proteinlere de bağlanır. Glikozun albumine bağlanması ile fruktozamin oluşur. Albuminin kandaki yarılanma süresi yaklaşık 15-20 gün olduğu için fruktozamin ölçümleri 2-3 haftalık donemdeki kan şekeri kontrolü hakkında bize bilgi verir.
  • İnsülin ölçümü: İnsülin pankreastan salınan ve glikozun hücre içine alınmasında aracı olan bir hormondur. İnsülin konsantrasyonları yüksek olmasına rağmen kan şekerinin de yüksek olduğu durumlarda insülin direncinden bahsedilir.
  • İnsülin antikoru tayini: İnsülin tedavisi alan hastalarda kanda insüline karşı gelişen antikorların varlığını belirlemeye yönelik bir testtir.
  • Adacık hücresi antikoru (Islet cell antibody): Bazı olgularda vücudun bağışıklık sistemi tarafından üretilen moleküller, pankreastaki insülin üreten adacık hücrelerini tahrip etmektedir. Bu tahribi yapan moleküllerin varlığını göstermeye yönelik bir testtir.
  • C peptid ölçümü: İnsüline bağımlı diabetlilerde (Tip I) pankreas hücre fonksiyonunu değerlendirme olanağı sağlar.

İDRARDA ÇALIŞILAN TESTLER:

  • İdrar şekeri ölçümü: Kan şekerinin belli bir eşik değerinin (yaklaşık olarak 180 mg/dl) üzerine çıkması durumunda idrarda şeker tesbit edilebilmektedir.
  • İdrarda keton tayini: Glikozu yakıt olarak kullanamayan diabetli hastalarda yağların enerji kaynağı olarak kullanılması sonucunda idrarda keton adı verilen atık ürünler görülür. Bu duruma yeterince tedavi edilemeyen hastalarda rastlanır.
  • Mikroalbuminüri: İdrarda 30-300 mg/24 saatlik albumin atılımı mikroalbuminüri olarak adlandırılır. Mikroalbuminüri ölçümleri şeker hastalığında böbrek hasarını erken dönemde belirleme ve tedaviye başlama olanağı sağlar.
  • N-asetil P-D glukozaminidaz (NAG): Böbrek tübüllerindeki hücrelerden köken alan bir moleküldür. Tübüllerde bir zedelenme olmaksızın idrara geçmez. Ölçümleri böbrek hasarı hakkında bilgi verir.

Haberler:

DSÖ`nün resmi internet sitesinde yayımlanan rapora göre, dünya genelinde diyabet hastası sayısı 220 milyona ulaşırken, yüksek kan şekerinden kaynaklanan sorunlardan çoğunluğu az ve orta gelir düzeyindeki ülkelerden her yıl 3,4 milyon insan hayatını kaybediyor. DSÖ`nün projeksiyonuna göre, diyabetle mücadelede daha etkili tedbirler alınmadığı takdirde, 2030 yılına kadar bu sayının iki katına çıkması bekleniyor. Bugün dünya nufusunun %2.1 i şeker hastası ise de önümüzdeki üç sene içinde %3 artma göstereceği beklenmektedir. Büyük kısım da dünya nüfüsunun %61’ini oluşturan Asya’da görülecektir. Dr. Faul Zimmet’in Diabetic Medicine magazininde yazdığı makaleye göre, tıp dünyasını endişelendiren konu, hastalığın kendisiyle mücadele edecek tıp imkanlanna sahip olmayan ülkelerde artış göstermiş olacağı. Şeker hastalığının sebep olduğu, böbrek hastalıkları, felç, kalp krizi, körlük ve sinir sistemi hasarları, bir çok ülkenin en önemli sağlık sorunları olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Göndermeden önce aşağıdaki sorunun cevabını yazın: * Zaman doldu, lütfen aşağıya tekrar bir değer giriniz.